Erkan Topuz ile kanserden korunma yolları - 2

Çimenler ilaçlanmış olabilir, çok şeker' diye ağzına götürmesine izin vermeyin.Onkolog Prof. Dr. Erkan Topuz, Türkiye'deki en büyük hatalardan birinin tarım ilaçlarının kontrolsüz bir şekilde kullanılması olduğunu söylüyor. Topuz, kene ilaçlamalarına da tepki gösteriyor: Parklardaki çimler ilaçlardan zehirlendi, çocukları buralarda oynatmayın!..
Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz; kanserin nedenlerini ve korunma yollarını anlattı:
Kanserin en önemli nedenleri arasında yer alan kimyasallar bizi nasıl etkiliyor?
Aslında bütün kimyasallar, ilk keşfedildiğinde insanlığın yararına olduğu düşünülüyor. Örneğin 1930'larda keşfedilen; buzdolaplarında kullanılan soğutucu gaz, sonrasında bütün spreylerde kullanılmaya başlandı. 1930'ların en büyük buluşu olarak ortaya çıktı. Ama 1980 yılında görüldü ki; bu spreyler ve soğutucu maddeler doğrudan doğruya ozon tabakasını delmiş ve mor ötesi ışınlar dünyaya direkt olarak geçmeye başlamış. Sonrasında da Finlandiya, İsveç ve Norveç gibi ülkelerde en tehlikeli kanser türü olan Malign Melanom (tehlikeli bir cilt kanseri türü) oranını üç misline çıkaracak şekilde patlatmış. Sonuçta, bir kimyasalın etkisiyle 1980 yılında bu kanserin 3 katına çıktığını gördük.
ÇİMENLERE DİKKAT!
4 Türkiye'de tarım ilaçları çok yoğun kullanılıyor. Bu ilaçlar bizi nasıl etkiliyor?
Tarım ilaçlarıyla her tarafı zehirliyoruz. Gördüğümüz yeşil çayırlar da esasında kanserojendir. Çocuklar bu çayırların üzerlerinde oynuyor, ayakkabılarıyla geziyor, spor yapıyorlar ve doğrudan doğruya bu ayakları veya ayakkabılarıyla evlerine giriyorlar. Evlerine girdikten sonra bu zehir yiyeceklerine de taşınıyor. Havayla bile bu zehri soluyorlar. Yani doğrudan doğruya tabiatı zehirliyoruz. Sonuçta hayvan da otladığında bu zehri alıyor ve etini yediğimizde biz de zehirleniyoruz. Bu konuda ABD de çok yanlış işler yapıyor. Örneğin bütün ABD'de yeşil alanlar aynı olsun, çimenler gür görülsün diye her yeri ilaçladılar. Onlar da kendi kendilerini zehirliyorlar.
Biz de keneye karşı her yeri ilaçlıyoruz. Bu ilaçlamaların bize bir zararı oluyor mu?
Türkiye'de yapılan büyük bir hatadır keneye karşı bilinçsizce ilaçlama! Bütün çocuk bahçelerini ilaçladık. Çocuk bahçelerini, bazı ilaç şirketlerini kiralayarak, tamamen bilinçsizce ve keneye karşı etkili olmayan ilaçlarla zehirledik. İlaçları bilinçsizce her tarafa döktük. Bunlar da tabiatın dengesini bozdu. Belki keneyi öldüren hayvanları öldürdük ama keneye hiçbir şey olmadı; çünkü bunların hiçbiri keneye karşı etkili ilaçlar değildi. Bir de ayrıca dehşetle gördük ki çocuk bahçelerini aşırı miktarlarda ilaçladılar. Ve görüyoruz ki; kanseri kendi kendimize ekiyoruz.
KATKI KULLANMAYIN
Türkiye uzun yıllar en ünlü tarım ilacı olan DDT de kullandı. Bunun etkisi hâlâ devam ediyor mu?
Tarım ilacı DDT, aşağı yukarı mucize bir buluş olarak ortaya çıktı. Ama DDT'nin çok zararlı, zehirli bir madde olduğu sonradan anlaşıldı. Aşağı yukarı 10-15 yıldır yasak olmasına rağmen hâlâ anne sütünde DDT çıkıyor. Çünkü tabiattan kaybolmuyor. Tarım ilaçları bu kadar kanserojen etkilidir. Bu zehri biz hiçbir zaman yok edemediğimiz gibi, tabiat da yok edemiyor. Yani dünyayı biz kendimiz zehirliyoruz.
Kimyasallar yediğimiz gıdalarda da var mı?
Konserve, sucuk, salam, sosis ve hazır meyve suları merdiven altında üretiliyorsa ve içine katkı maddesi konuluyorsa direkt kanserojendir. Çimenler ilaçlanmış olabilir, 'çok şeker' diye ağzına götürmesine izin vermeyin. Çimenler ilaçlanmış olabilir, 'çok şeker' diye ağzına götürmesine izin vermeyin. Çimenler ilaçlanmış olabilir, 'çok şeker' diye ağzına götürmesine izin vermeyin. Çimenler ilaçlanmış olabilir, 'çok şeker' diye ağzına götürmesine izin vermeyin.
Tarım İlaçları Morfin Gibi Satılsın
Şöyle bir bakıldığında gördüğümüz manzara çok ürkütücü olsa, kanser yapıcı birçok etkenle kuşatılmış olsak da; tabii ki her şeyin çaresi var. Hepimiz önlem almak için bir şeyler yapmalıyız. Ama bu konuda devletin de önlem alması lazım.
REÇETEYLE SATILSIN
Mesela son derece kanserojen olan tarım ilaçlarını, morfin de olduğu gibi kırmızı reçeteye bağlamak lazım. Yani adam gidip, 'bana oradan 40 kilo, 100 kilo tarım ilacı ver' dememeli. İhtiyacı olan miktar, oradaki Tarım Bakanlığı'nda görevli kişi tarafından belli oranda reçeteyle verilmeli.
VERGİYE BAĞLAYIN
Avrupa'nın pek çok ülkesi, tarım ilaçlarına büyük oranda vergi getirerek bu sorunu çözmüş. Bu sayede tarım ilacı kullanma oranı hemen yüzde 8- 10 azalmış. Çare olarak bunu düşünmüşler ve başarıyla da uygulamışlar. Aslında araştırmalar da göstermiştir ki; her zararlı maddeye vergi getirildiğinde, sigara dahil,yüzde 8 oranında bir azalma oluyor. Bizde de tarım ilaçlarını, hormonu ve böcek ilaçlarını Tarım Bakanlığı'nın çok sıkı kontrol altına alması ve bunu belli düzende yönetmesi gerekiyor.
MUTFAĞINIZDA YÜZDE 60 KANSERDEN KORUNURSUNUZ
SARMISAK İLAÇ GİBİ
Sarmısak, kanser riski bulunanlar için yararlıdır. Ancak kanser nedeniyle cerrahi bir girişim olacaksa, ameliyattan 7 gün önce sarmısak kullanımı kesilmelidir. Kanserle ilgili gerçekleştirilmiş 30 kadar çalışma incelendiğinde; sarmısak ve soğan tüketiminin kanserden ölüm oranlarını azalttığı sonucuna varılmıştır. Japonya'da 41 bin kadında yapılan bir çalışmada; haftada bir gün sarmısak tüketen kadınlarda 5 yıl sonunda kolon kanseri vakalarında yüzde 35'lik azalma olduğu görüldü. Sarmısağın enfeksiyonlara karşı etkinliği de büyüktür. Soya ve soya ürünlerinin daha fazla tüketildiği Asya ülkelerinde meme kanseri daha az görülür. Bazı araştırmalar da soya ürünlerinin meme kanseri riskini azalttığını göstermiştir. Bununla birlikte meme kanseri olan kadınlar, soya ürünleri ve soya yağını fazla tüketmekten kaçınmalı. Tedavi sırasında soya tozu ve soya sütü gibi konsantre ürünler yararlı değildir.
İki kez ısıtılan yemeğin DNA'sı bozuluyor
Yemeğinizi, mikrodalgada da fırında da sadece bir kez ısıtmaya dikkat edin.Prof. Topuz, kanserden korunmada ev kadınlarına büyük iş düştüğünü söyledi: Kanserle savaşmak için yemeklere dikkat edin. Yemekleri, özellikle çocuklarınıza iki kez pişirip vermeyin. Buzu çözülen yemeği de tekrar dondurmayın...
Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz; kanserden korunma yollarını anlattı:
KORKUTMUYORUM!
Kanserle ilgili açıklamalarınızla insanları korkutmuş olmuyor musunuz?
Birçok kişi bana, "İnsanları korkutuyorsun" diye kızıyor. Ama ben insanları korkutmuyorum. Sadece yarın 'keşke' dememeleri için bugünden insanları uyarmak istiyorum. Nitekim bunları söylemeye başladıktan sonra halkın yüzde 60'ı daha dikkatli olmaya, tedbirli davranmaya başladı. Ben boşuna, 'ellerimizi zeytinyağlı sabunla yıkayalım, kadınlarımız inorganik pedler kullanmasın, bebeklerimize inorganik bezler kullanmayalım' demiyorum. 'Saatlerce cep telefonu ile konuşmayalım, telefonlarımızı uzak yerlerde şarj edelim' derken, insanların sonradan üzülmemesi için konuşuyorum. Kanser; maddi ve manevi açıdan ağır bir hastalıktır. Sonra insanlar acı çekiyor, kemoterapi görüyor, saçları dökülüyor, psikolojik olarak çok yıpranıyorlar. İşte bu nedenle insanların şimdiden önlem almasını istiyorum. Bunun basit yollarını da gösteriyorum. Herhalde yeni alınan bir giysiyi kaynatmak, brokoli, balık yemek, plastik kap kullanmamak çok zor olmasa gerek. Benim tek amacım var; insanlar bunlara dikkat etsin ve 'keşke' demeden şimdiden önlemini alsın. Kanserden korunmada beslenme önemli yer tutuyorsa, bunların ilk sırasında içtiğimiz su mu gelir?
Su; hayatımızı devam ettirmek için en önemli hayat iksirimizdir. Kanserden korunmak için içtiğimiz suya önem vermeliyiz. Satın aldığımız sulara kanserojen dozlar karışabiliyor. Bu nedenle içtiğimiz suyun markasını her üç ayda bir değiştirmekte fayda var; bizi zehirleyen maddeleri sürekli almamış oluruz.
Bilinçli beslenmenin yanı sıra pişirme biçimimiz de kanserden korunmada etkili oluyor mu?
Evet, yiyecekleri nasıl pişirdiğiniz ve muhafaza ettiğiniz de çok önemli. Her şeyden önce mevsimine göre beslenin ve sebzeleri de mevsiminde dondurup saklayın. Çözüldükten sonra mutlaka pişirin ve bir kez çözdürdüğünüz yiyeceği asla yeniden dondurmayın. Yiyeceği mikrodalga fırında da, ateşte de sadece bir kez ısıtın. Çünkü yeniden ısıtırsanız bütün besin değerlerini öldürürsünüz. Aynı zamanda DNA'yı da bozarsınız. DNA kırılması da kanserojene yol açar. Bu nedenle yiyecekleri sadece bir kez ısıtın ve sonrasında hemen tüketin.
İÇ ÇAMAŞIRINI KAYNATIN
Artık giysi satın alırken bile 'kanserojen madde var mı' diye korkuyoruz. Gerçekten giysi satın alırken de dikkat etmemiz gerekir mi? Maalesef öyle! Çünkü biz dünyamızı kendi ellerimizle kirletiyoruz. Bu kirlilik de hayatımızın her alanına yansıyor. Yediğimiz yiyecekler, içtiğimiz su, soluduğumuz hava ve üzerimizdeki giysiler konusunda bile bilinçli olmalıyız. Örneğin giysilerimizin pamuktan üretilmiş olmasına dikkat etmeliyiz. Çünkü giysiler, üretim esnasında bazı kimyasalların kullanılmasıyla ağartma işlemine tabi tutulur. Mesela ağartma işlemi esnasında kullanılan kimyasalların kanserojen özelliği olabiliyor. Giysilerde dikkat etmemiz gereken diğer önemli bir konu da yıkama işlemi. Giysilerimizi zeytinyağlı doğal sabunlarla yıkamalıyız. Özellikle çocuklarımızın giysilerini yıkarken buna çok dikkat etmeliyiz. Beyaz olan iç çamaşırlarını, yeni aldığınızda giymeden önce mutlaka kaynatın. Hem de iki kere! Çünkü bu çamaşırlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor. Yeşil Çay İçmek Kanserden Koruyor
Her zaman mevsimine göre beslenmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak için beslenmesine dikkat edenlere doğal ve ucuz bir reçete öneriyor:
Hangi Yaşta Hangi Kontroller Yapılmalı?
Haberci belirtileri bulunmayan, fakat yüksek risk taşıyan erkek ve kadınlara, kanserin erken teşhisi için bazı önerilerde bulunuluyor. Bu öneriler, zaman zaman bazı değişiklikler gösterse de, temel olarak güncelliğini koruyor. Bu önerileri şöyle sıralayabiliriz: 20-39 YAŞ: (Kontrol aralığı 3 yıl) Kadınlarda; ağız boşluğu, tiroit bezi, lenf bezleri ve yumurtalıklar başta olmak üzere, muayene ve ayrıca memelerin her ay kendi kendi kontrolü ve PAP testi (seks ilişkisi erken başlayanlarda 20 yaştan önce). Erkeklerde; ağız boşluğu, tiroit bezi, lenf bezleri, testisler ve prostat önde gelmek üzene genel muayene.
40-50 YAŞ: (Kontrol aralığı 1 yıl) Kadınlar için yukarıdakilere ek olarak makattan tuşe ile muayene ve memelerin doktor kontrolü, kontrol aralığı 1-2 yıl olarak mamografi, ayrıca menopoz döneminde kürtaj ile rahim kontrolü. Erkekler için yukarıdakilere ek olarak makattan tuşe ile prostat muayenesi.
50 YAŞ VE ÜZERİ: (Kontrol aralığı 3-5 yıl) Kadınlarda yukarıdakilere ek olarak dışkıda kanama testi, kalın bağırsak endoskopisi ve mamografi. Erkeklerde yukarıdakilere ek olarak dışkıda kanama testi, gerekirse kalın bağırsak endoskopisi.
KANSERE KARŞI 7 ÖNEMLİ BELİRTİYE DİKKAT EDİN!
Kanser tedavisinde bugün büyük gelişmeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Erkan Topuz ekliyor: Ama her zaman için en etkili tedavi yöntemi erken teşhistir! Ben bugüne kadar 600 bine yakın kanser hastası tedavi ettim. Erken tanıyla binlerce hastamın yüzde 100 şifa bulduğuna bizzat tanık oldum. Kanserin zorlu bir hastalık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Topuz, hastalığa karşı uyanık olmak gerektiğini ısrarla vurguluyor, kanseri tanırsak savaşmanın çok daha kolay olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Topuz kanserin önemsemediğimiz küçük belirtilerini şöyle sıralıyor ve "Bu belirtiler varsa lütfen hemen doktora gidin" diyor...