Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Kadın Sağlığı
Giyim - Moda
Güzellik Bakım
Hamilelik - Annelik
Magazin
Mutfak - Yemek



Dikkati olun, memenizi kaybetmeyin!
Dikkat cerrahlar kadınların memelerini almak istiyor!
Dikkati olun, memenizi kaybetmeyin       Bir profesör daha önce hiç bu kadar açık konuşmamıştı. 'Sakın memelerinizden hemen vazgeçmeyin' çağrısında bulunan Prof. Dr. Ayşegül Özdemir, pek çok cerrahın aslında gerekmediği halde kadınların memelerini aldıklarını iddia ediyor..

      Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşegül Özdemir, meme kanseriyle ilgili sorularımızı yanıtladı...

      Kanser nedeniyle memenin alınma kararını kim vermeli?
      Meme kanserinde cerrahi tedavi mutlaka gereklidir. Tedavinin basamaklarına ve tedavi şeklinin sıralamasına bir ekip karar vermelidir. Kanserin evresine göre tedavi şekilleri değişir. Bu yüzden bir kadında bulunan kanserin nasıl tedavi edilmesi gerektiğine birkaç bölümün birlikte karar vermesi gerekir. Bu konseyde meme cerrahı, medikal onkolog, radyasyon onkolog, radyolog ve patolog bulunmalıdır.

DOKTORLAR ANLAŞAMAZ
      Sizce her hasta kendisi için karar verebilecek bir heyet bulabilir mi?
      Bu heyet her yerde olabilen bir şey değil. Üniversite hastanelerinin bile çoğunda yok. Örneğin Gazi Üniversitesi'nde bir konsey toplanamıyor. Kararı genelde tek başına cerrah veriyor. Bu da büyük hatalara neden oluyor. Cerrah, onkolog adına da karara varıyor, radyasyon onkoloğu adına da. Hata süreci işte bu şekilde başlıyor. Ben yıllardır bu konseyin toplanmasını sağlamaya çalışıyorum. Sadece bir dönem başarabildim o da 3 ay sürdü. Kişisel anlaşmazlıklardan dolayı konsey toplanmıyor. Bu nedenle hastaların da ilk başvurdukları kişi cerrah oluyor. Bu son derece kötü bir uygulama.

      Sizce bu kararda hastanın tercihi olmalı mı?
      Bu konsey kararları hasta ile tartışılmalıdır. Hasta karşılaşabileceği risklerden haberdar olmalıdır. Ona yaşam süresi ve kalitesi konusunda bilgi verilmeli ve son söz ona bırakılmalıdır. Hastalar cerraha kendilerini teslim ediyorlar. Bunu kültürlü, eğitimli insanlar bile yapıyor. "Tek yol bu mu?" diye sormak akıllarına gelmiyor. Geçenlerde bir hasta gördüm, evre sıfırda. Yalnızca 7 mm'lik tümörü var. Meme cerrahı memesini almak istemiş. Hasta razı olmayınca, memesinin bir kısmı ve koltuk altı alınmış. Oysa bu hastaya çok küçük bir ameliyat yeterli olabilirdi. Koltuk altının alınmasına da gerek yoktu. Sonuçta hastanın koltuk altı ve memesi deforme olmuş. Üstelik bir radyologla işbirliği yapılmadığı için memeden alınması gereken kitle de eksik alınmış.

HATA ÇOK!
      Hastanın bütün tümör hücreleri alınmamış ve işbirliğine gidilmediği için yanlış tedavi uygulanmış. Cerrah korucu bir cerrahi yapmaya çalışmış ama bunu becerememiş. Normalde hastaya radyoterapi verilmesi gerekmezken, radyoterapi verilmesi gerekmiş. Üstelik çok da fazla dozda verilmiş. Tüm bunların sonucunda meme korucu cerrahi uygulanmasına rağmen hastanın memesi büzülmüş. Memenin rengi kararmış. Hastanın hayat kalitesi bozulmuş. Şimdi bu hasta geç de olsa hastalığını tanıyor. Ancak başına gelenler nedeniyle kendisini kandırılmış gibi hissediyor.

YAŞ FAKTÖRÜ ETKİLİYOR
      Hastanın yaşı meme kanseri operasyonlarında ameliyat kararını etkiliyor mu?
      Dolaylı olarak etkiliyor olabilir. Hekimler özellikle yaşı geçen hastaları memelerini aldırmaya yönlendiriyor. Öte yandan doktorlara, "Ben yaşımı başımı almışım. Artık cinsel faaliyetim de yok. Memem bir işime yaramıyor, alabilirsiniz" diyen hastalar da var. Belli bir yaştan sonra memenin korunması ayıp gibi görünüyor. Oysa evre sıfır kanserlerine radikal tedavi gerekli değil. Kanser erken evrede teşhis edildiyse memeden olmak gereksiz. Meme koruyucu ameliyatlar tercih edilmeli.

Bu sözleri dinleyin memenizi kaybetmeyin
Dikkati olun, memenizi kaybetmeyin       Geçtiğimiz hafta Prof. Dr. Ayşegül Özdemir'in çığlığını duyduk. Önce Aktüel Dergisi'nin sayfalarında yeraldı bu çığlık. Ardında da Sabah Gazetesi'nde. Kadınların memelerinin boşuna alındığını iddia eden Özdemir, tıpdünyasında yeni bir tartışma başlattı. Buyazı dizisinde doktorların anlattıkları sizinakıllı bir hasta olmanızı sağlayacak. Sizler için meme cerrahlarına ve onkologlara, "Boşuna alınan meme olabilir mi?" diye sorduk. Kendi açılarından yorumlarını yaparlarken, gerçekten bilinçlenmenizi sağlayacak pek çok bilgi verdiler. Prof. Dr. Haluk Onat, Meme Vakfı BaşkanıDr. Can Gürbüz ve ünlü meme cerrahı Dr. Murat Atay, kadınlara memelerini kurtarma yollarını göstermek için tüm bildiklerini bizimle paylaştı. Bu yazı dizisini okuyun! Bu sayede hem akıllı bir hasta olun, hem de memelerinizi yanlış ameliyatlardan koruyun...

Son karar cerrahın olamaz
      Memesinin alınmasına hiç gerek olmadığı halde alınmış pek çok hasta gördüm. Yaşam kaliteleri bozulmuştu. Yalnızca izlenmesi gereken hastaların memeleri alınmıştı. Biri bu cerrahları durdursun. Aşırı tedavi gören kadınların çoğundan kanser de temizlenemiyor. Hayati riskleri devam ediyor.

Radyologlar cerrahlar için rapor veriyor
      Kadınlar bir şikayetleri olsun ya da olmasın meme radyoloğuna gitmeli. Çünkü tedavileri konusunda onları yönlendirebilecek en iyi adres meme rodyoloğudur. Kadınların hiçbir şikayeti yokken mamografi ile saptayacakları kanser evre sıfırdır. Bu durumdaki kanser, meme radyoloğunun işidir.

BASKI BÜYÜK!
      Ancak Türkiye'de hastalar önce cerraha gittikleri için karar mercii cerrahlar oluyor. Top cerrahların elinde ve cerrahlar da, "Sen şuraya giti, bunu yaptır gel" diyorlar. Dolayısıyla radyologlara hasta gelmesi cerrahların kararına bağlı. Hal böyleyken radyaloglar varlıklarını sürdürmek için cerraha muhtaç olduklarını düşünüyorlar. Doğru rapor vermek yerine, cerrahı memnun edecek rapor verme baskısı yaşıyorlar. Cerrah, "Git mamografini çektir, bana getir" diyor. Hasta bu sırada maliyet araştırıyor. Filmlerini alıp getireceğini, tanıyı cerrahın koyacağını zannediyor. Cerrah da filmleri kutuya atıp rapora bile bakmıyor ve radyolojik tanı koyuyor. Halbuki bunu yapamaz. Bunu yapabilmek için meme radyoloğu olmak lazım. Ben hastalarıma sonuçtan bahsedip, yorumlarda bulunuyorum. Yönlendirici oluyorum. Ben bunu meslek ahlakı olarak görüyorum. Bazen yalnızca kontrolün yeterli olduğunu söylüyorum. Ama benim, "Kanser iyi huylu, bir yıl sonra yeniden bakalım" demem cerrahların hoşuna gitmiyor. İyi huylu olsa bile memeyi almak istiyorlar.

DAHA UCUZ VE GÜVENLİ
      Biopsinin tek yöntemi cerrahi değildir. Radyolog da bunu yapabilir. Radyolojik biopsiler cerrahi biopsiler kadar güvenilirdir. Hatta bence daha da güvenlidir. Ayrıca hasta için daha konforlu ve ucuzdur.

Teslimiyetçi olursanız koltuk altınız da gider!
      Meme kanserlerinin ilk sıçradığı yer koltuk altı. Bu olasılık yüzünden kadınların çoğunun koltuk altı gereksiz yere alınıyor. Memenin tümü alındıysa koltuk altı mutlaka alınıyor. Memenin tümünün alınmasına gerek olmayan durumlarda yine de alındıysa koltuk altı da alınıyor.

KOL ŞİŞİYOR
      Koltuk altı deyip geçmeyin. Bu bölge, kadının hayat kalitesini direkt etkiliyor. Koltuk altı alınınca kol şişiyor, ağrılı, sızılı ve gücü azaltan bir süreç başlıyor. Hasta uzun süre kolunu kullanamıyor. Bazı hastaların kollarında ise çok ciddi şişikler oluşuyor. Bekçi biopsisi ile koltuk altının gereksiz yere alınması engellenebilir ama bunu pek çok cerrah bilmiyor. Bilmeyenler hastaya bunu itiraf edemediklerinden direkt koltuk altını alıyor. "Bunu şu yapıyor, sen ona git" de demiyorlar hastalara. Almamaları gerekirken hastanın koltuk altını da alıyorlar. Dolayısıyla hastayı aşırı derecede tedavi etmiş oluyorlar. Bu aşırı tedavi belki yaşam süresini kısaltmıyor ama yaşam kalitesini ciddi yönde azaltıyor.

ARAŞTIRIN!
      Hastanın bu ameliyattan sonra ağır bir şey kaldırırken dikkat etmesi gerekiyor. Evre sıfır ve birde koltuk altının tutulmamış olma olasılığı yüzde 85'ten yüksek. Hastanın ameliyat öncesinde doktoruna, "Daha önce kaç hastaya bunu yaptınız, bu yayınlarınızı nerede bulabilirim?" diye sorması şart. Hatta, "Bu ameliyatı yaptığınız hastalarla görüşebilir miyim?" deme hakkı bile var. Türkiye'de bir hastanın hekimini sorgulaması alışılmış şey değil ama dünyada kimse teslimiyetçi değil. Türkiye'de hastalar tek araştırmayı fiyat üzerinden yapıyor. Mamografinin nerede, ne kadar paraya çekildiği, maalesef sordukları tek soru.

Memenizi sık sık kontrol edin
      Kadınların korkulu rüyası haline gelen meme kanserinde, erken teşhis can kurtarıyor. Uzmanlar, ailesinde meme kanseri olanları, uzun süre doğum kontrol hapı kullananları, adet başlama yaşı erken veya adetten kesilme yaşı geç olanları, hiç doğum yapmayan veya ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapan kadınları özellikle uyarıyor. Memesinde şişlik ya da ağrısız ve zamanla büyüyebilen bir kitlenin varlığını hissedenlerin, kendilerini muayene etmeleri gerekiyor. Memenin boyutunda, şeklinde veya ucunun renginde değişiklik varsa ya da meme başından gelen kanlı veya kansız bir akıntı fark edildiyse hemen bir uzmana başvurmak gerekiyor.

Kaynak: Sabah




Google