Da Vinci Şifresi – Kitap incelemesi

0
95

Da Vinci Şifresi satışa çıktığı ilk haftanın sonunda büyük bir başarı kazandı. New York Times’ın ‘en çok satanlar’ listesine “1 Numara”dan girdi. Aynı zamanda Wall Street Journal, Publishers Weekly ve San Francisco Chronicle’ın ‘en çok satanlar’ listesinde ilk sıradaki yerini uzun süre korudu. Colombia Pictures kitabın film haklarını satın aldı.

Harvard Üniversitesi Simge-Bilim Profesörü Robert Langdon, Paris’te iş gezisindeyken, gece yarısı, Louvre’un yaşlı müdürünün ölü bulunduğu haberini alır. Langdon ve yetenekli Fransız kriptoloji uzmanı Sophie Neveu, cesedin etrafındaki izleri takip ederek bu garip esrar perdesini araladıkça, ipuçlarının onları Da Vinci’nin tablosuna götürdüğünü keşfederler. Büyük usta bu sırrı herkesin görebileceği bir yere, ünlü eseri Mona Lisa tablosunun içine gizlemiştir.
Langdon bu garip bağlantıyı açığa çıkarınca tehlike artar. Cinayete kurban giden müze müdürü de, Sir Isaac Newton, Botticelli, Victor Hugo, Da Vinci ve aralarında diğer ünlülerin de bulunduğu gizli bir kuruluş olan Sion Manastırı Derneği’nin bir üyesidir.
Langdon, aydınlatmaya çalıştıkları bu tehlikeli sırrın yüz yıllardır tarihin derinliklerinde gizlendiğinden şüphelenir. Böylece Paris ve Londra sokaklarında amansız bir kovalamaca başlar. Langdon ve Neveu, kendilerini, atacakları her adımı önceden bilen esrarengiz olduğu kadar da çok zeki olan bir adamla karşı karşıya bulurlar. Eğer bu karmaşık bilmeceyi çözemezlerse Priory’nin büyük yankılar uyandıracak bu çok eski gerçeği ebediyen kaybolacaktır.

DAN BROWN’UN MEŞHUR “Da Vinci’nin Şifresi” KİTABINDA ŞÖYLE BİR DİYALOG GEÇER:
– “(Eldeki) İncil Cennet’ten faksla inmedi.”
– “Afedersiniz, anlamadım.”
– “(Eldeki) İncil insan ürünüdür, hayatım. Tanrı’nın gönderdiği bir şey değildir. (Eldeki) İncil mucizevî bir şekilde göklerden inmedi. İnsanoğlu onu tarihini tutmak için (yıllar sonra) var etti. Sonra sıyısız tercümelere çevrildi, eklemeler, yenilemeler yapıldı. Gerçek tarih asla tam olarak bu kitapta anlatıldığı gibi değildi…. Yeni Ahit için seksenden fazla İncil yazıldı. Ama birkaçı kabul edildi. Matta, Markos, Luka, Yuhanna bunlardan bazıları.”
– “Hangi İnciller’in kabul edileceğini kim belirledi?”
– “Bugün bildiğimiz İNCİL, PAGAN Roma İmparatoru Büyük CONSTANTINE TARAFINDAN YAZDIRILDI!..”
– “Ben Constantine’nin Hıristiyan olduğunu sanıyordum.”
– ” Az-biraz …Karşı koyamayacağı ölüm döşeğinde vaftiz edilene kadar bir pagan (semâvî dinlere inanmayan biri) olarak yaşadı. Constantine zamanında Roma’da resmî din güneşe tapınmaktı. Sol Invictus mezhebi, ya da Yenilmez Güneş.. ve Constantine Başrahip idi. Roma’da yeni bir dinin yayılması onun için talihsizlik olmuştu. İsa’nın müritleri katlanarak artıyordu. Hıristiyanlarla paganlar savaşmaya başlamışlardı. Anlaşmazlık o boyutlara gelmişti ki Roma’yı ikiye bölmekle tehdit ediyordu. Constantine bir şeyler yapılması gerektiğine karar verdi. 325 yılında Roma’yı tek bir din altında birleştirdi: Hıristiyanlık!”
– “Pagan bir imparator resmî din olarak neden Hıristiyanlığı seçsin?”
– “Constantine çok iyi bir ‘işadamı’ idi. Hıristiyanlığın yükselişe geçtiğini görebiliyordu. Bu yüzden kazanacak ata oynadı! Tarihçiler hâlâ Constantine’in güneşe tapan paganları, nasıl Hıristiyanlığa döndürdüğüne hayret ederler! Pagan sembollerini, tarih (ve gün)lerini ve âyinlerini Hıristiyan geleneğine yerleştirerek, her iki tarafın da kabul edebileceği karma (ve yoz) bir din yaratmıştı! Hıristiyan dininde pagan semboller inkâr edilemez!.. Mısırlılar’ın güneş cemberleri, Hıristiyan azizlerin hâleleri oldu!.. İsis’in mucizevî bir şekilde gebe kaldığı oğlu Horus’u emzirdiğini resmeden harfler Bâkire Meryem’in bebek İsa’yı emzirdiği modern sahnelere dönüştü! Ve Katolik âyinindeki tüm görsel unsurlar – piskoposluk tâcı, sunak, ilâhi okumak ve komünyon ‘Tanrı’yı Yeme’ töreni – doğrudan eski pagan dinlerinden alındı!.. Bir simgebilimcinin Hıristiyan ikonaları üzerinde konuşmaya başlamasına izin vermeyeceksin, (yoksa yandın!) HIRİSTİYANLIK’TAKİ HİÇ BİR ŞEY ORJİNAL DEĞİLDİR! Hıristiyanlık öncesi Tanrı Mithra – Tanrı’nın Oğlu ve Dünya’nın Işığı diye bilinir – 25 Aralık’ta dğmuştu. Sonra bir taş mezara gömüldü, 3 gün sonra yeniden dirildi. Bu arada, 25 Aralık aynı zamanda Osiris’in, Adonis’in ve Dionidos’un da doğum gönüdür. Hıoristiyanların Kutsal Günü bile paganlardan çalıştıdır.”
– “Ne demek istiyorsunuz?”
– “Aslında Hıristiyanlık’ta Yahudiler’in Şabatı olan Cumartesi günü kutsaldır. Ama Constantine, onu paganların güneş kutlaması günüyle çakışması için değiştirmişti. Günümüzdeki kilise cemaatinin çoğu, pagan güneş tanrısının övüldüğü gün olduğunu bilmeden Pazar/SUN-DAY âyinlerine giderler.”
– “Bunların Kutsal Kâse’yle ilgisi var mı?
– “Oldukça. Ama henüz bitmedi. Constantine’in yeni Hıristiyan geleneğini sağlamlaştırması gerekiyordu. Bu yüzden Nikaia (İznik) Konseyi diye bilinen ünlü bir ekümenik toplantı düzenledi. Bu toplantıda Hıristiyanlık pek çok açıdan ele alınıp oylama yapıldı. Paskalya tarihi, piskoposların rolleri, kutsal tören yönetimi ve elbette İsa’nın tanrısallığı!”
– “Tam anlayamadım, tanrısallığı mı?”
– “Hayatım, tarihin o ânına kadar Mesih, müritleri tarafından ölümlü bir peygamber olarak kabul ediliyordu. Büyük ve güçlü bir adam ama sonuçta bir insandı. Bir ölümlü!”
– “Tanrı’nın Oğlu değil mi yani?”
– ” Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğu Nikaia Konseyi’nde teklif edilmiş ve oylanmıştı!”
– “Durun Biraz! İsa’nın Tanrısallığı’nın OYLAMA sonucu ortaya çıktığını mı söylüyorsunuz?”
– “Oybirliğiyle de denebilir. Yine de, İsa’ya tanrısallık tanımak, Roma İmparatorluğu’yla yeni Vatikan üssünü birleştirmekte önemli bir rol oynamıştı.Constantine, Mesih’i resmen Tanrı’nın Oğlu kabul etmekle, İsa’yı insan dünyasının ötesinde varolan, ilâhî gücüne karşı konulmaz bir varlığa dönüştürmüştü!.. Böylece paganların Hıristiyanlığa daha fazla karşı gelmeleri engellenmekle beraber, artık İsa inananlarının SADECE kutsal bir kanal vasıtasıyla bağışlanmaları sağlanmış oldu: Kutsal Roma Kilisesi!.. İsa’nın Mesih olması, kilise ile devletin işlemesi için elzemdi. Pek çok âlim kilisenin İsa’yı müritlerinden çaldığını, insanlığa getirdiği mesajı kaçırdığını, anlaşılmaz bir tanrısallık perdesine sardığını iddia eder. Bu konuda pek çok kitap yazdım.”
– “Sanırım dindar Hıristiyanlar bu yüzden size her gün mektup yolluyordur.”
– “Bunu neden yapsınlar?.. Eğitimli Hristiyanların büyük çorunluğu inandıkları dinin tarihini biliyorlar. İsa gerçekten büyük ve güçlü bir adamdı. Constantine’in el altından yürüttüğü politik manevralar İsa’nın hayatının ihtişamına gölge düşürmez. Kimse İsa’nın sahtekâr olduğunu söylemiyor. Tek söylediğimiz Constantine’in Hıristiyanlığı bugün bildiğimiz şekline soktu. Constantine Mesih’in statüsünü, ölümünden yaklaşık dörtyüz yıl sonra yükselttiği için halıhazırda onun hayatını ölümlü bir adam olarak anlatan BİNLERCE belge bulunuyordu. Constantine tarih kitaplarını yeniden yazmak için cesur bir hamle yapması gerektiğini biliyordu. Constantine İsa’nın insânî özelliklerini anlatan kutsal kitapları inceleyen ve onu tanrı gibi gösteren İnciller’i yücelten , yeni bir İncil yazılmasını istedi. Eski İnciller yasaklanmıştı, toplatılıp yakıldılar. Yasaklanmış İnciller’i Constantine’in yazdırdığına tercih edenler kâfir ilan ediliyordu. Kâfir -heretic- kelimesi tarihin bu döneminden gelir. Lâtincedeki haereticus kelimesi ‘seçim’ anlamına geliyordu. İsa’nın asıl tarihini seçenler, dünyanın ilk kâfirleriydi. Constantine’in ortadan kaldırmaya çalıştığı İnciller’den bazılarının günümüze kadar gelmesi, tarihçiler için büyük bir şanstır. Lut Gölü Yazmaları, 1950’lerde Yahuda Çölü’nde Kurman Vadisi yakınlarındaki bir mağarada saklı bulundu. Ve tabii bir de 1945’de Nag Hamadi’de bulunan Kıpti Yazmaları… Bu yazmalar gerçek Kâse hikâyesini anlatmakla kalmıyor, İsa’nın peygamberliğini insansı terimler içinde açıklıyordu. Elbette yanlış bilgilendirme geleneğini sürdüren Vatikan, bu yazmaların duyulmasını engellemek için elinden geleni yaptı. Yazmalar, yeni İncil’in siyasî çıkarlar güden adamlar tarafından derlenip düzenlendiğini açıkça ortaya koyuyordu. İsa Mesih’i tanrısallaştırarak , onun nüfuzunu kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanmışlardı!.. Vatikan bu tezat yazmaların sahte ahitten başka bir şey olmadığına gerçekten inanan, dindar adamlarla doludur. Bu anlaşılır bir şey. Asırlarca Constantine İncili’nin gercçek olduğuna inandılar.”
– “Demek istiyor ki, atalarımızın tanrılarına taparız.”
– “Demek istiyorum ki, atalarımızın bize İsa hakkında öğrettiği hemen her şey yanlış!”

Yorumla