1984 – Kitap incelemesi

0
737

İngiliz yazar George Orwell’in 1949 yılında yayımlanan ve kısa sürede kült mertebesine erişmiş eseri 1984, 1949 yılında yayımlanmıştır. Distopya türünde bir roman olan 1984, “Büyük Birader”, “Düşünce Polisi”, “101 Numaralı Oda”, “2+2=5” gibi çeşitli terminolojileri ve kavramları günümüz lugâtına dahil etmiştir. George Orwell kitapları arasında en çok bilinen eserdir.

Romanın adı “Avrupa’daki Son Adam” ismiyle yayımlanmak istenmiştir fakat Orwell’ın yayıncısı başarılı bir pazarlama stratejisiyle kitabın adını Bin Dokuz Yüz Seksen Dört olarak değiştirmiştir.

Roman, II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan totaliter rejimlere ağır bir eleştiri niteliğindedir ve romandaki alegoriler ve semboller bu totaliter devletleri işaret etmektedir.

George Orwell 1984 kitap özeti kısaca belirtilmek gerekirse romanın dünyası üç ayrı rejimle yönetilmektedir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya… Sovyetler Birliği’ni andıran Okyanusya, düşünmeden itaat eden ve Büyük Birader adında birine bağlılıkları olan halkın yaşadığı devlettir. Toplumdaki tüm insanların hareketleri, düşünceleri ve davranışları izlenmektedir. Bir yeraltı örgütü olan muhalif özellikteki Kardeşlik ve bu örgütün lideri Goldstein, bu toplumun düşmanı olarak görülür. Romanın baş karakteri Winston’ın çeşitli olaylara dahil olmasıyla roman, okuyucuların akıllarında birtakım soru işareti bırakacaktır: Büyük Birader ve Goldstein gerçekten yaşıyorlar mıdır?

Can Yayınları’yla özdeşleşmiş kitaplardan biri olan 1984, Utku Lomlu’nun minimalist kapak çalışmasıyla günden güne artan bir okuyucu kitlesi edinmektedir. Eserin tercümesinde Hayvan Çifliği’nde olduğu gibi yine Celal Üster yer almaktadır.

Eser, her ne kadar Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya adlı eseri ile birlikte distopik roman alanında en iyi bilinen kitaplar olsa da distopya türünün yaratıcısı Rus yazar Yevgeni Zamyatin’dir ve yazarın kitabı “Biz” (1920); 1984’ün, Cesur Yeni Dünya’nın ve Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler adlı eserinin ilham kaynağıdır.

Pırıl pırıl, soğuk bir nisan günüydü; saatler on üçü vuruyordu. Dondurucu rüzgardan korunmak için çenesini göğsüne gömmüş olan Winston Smith, bir toz burgacının da kendisiyle birlikte içeri dalmasını önleyecek kadar hızlı olmasa da, Zafer Konutları’nın cam kapılarından çabucak içeri süzüldü.
Binanın girişi, kaynatılmış lahana ve eskimiş keçe kokuyordu. Hemen karşıki duvara, içerisi için epeyce büyük sayılabilecek, renkli bir poster asılmıştı. Posterde, bir metreden geniş, kocaman bir yüz görülüyordu: kırk beş yaşlarında, kalın siyah bıyıklı, sert bakışlı, yakışıklı bir adamın yüzü. Winston merdivene yöneldi. Asansörü denemeye gerek yoktu. En iyi dönemlerde bile pek ender çalışırdı; kaldı ki, son günlerde gündüz saatlerinde elektrik kesintisi uygulanıyordu. Nefret Haftası’nın hazırlıkları kapsamında alınan tutumluluk önlemlerinin bir parçasıydı bu. Daire yedinci kattaydı; otuz dokuz yaşında olan ve sağ ayak bileğinin üzerinde bir iri çıban bulunan Winston, merdiveni ikide bir durup dinlenerek ağır ağır çıkıyordu. Her katta, asansörün tam karşısına asılmış olan posterdeki kocaman yüz duvardan ona bakıyordu. Resim öyle yapılmıştı ki, gözler her davranışınızı izliyordu sanki. Posterin altında, BÜYÜK BİRADER’İN GÖZÜ ÜSTÜNDE yazıyordu.”

“SAVAŞ BARIŞTIR, ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR, CAHİLLİK GÜÇTÜR”

George Orwell’ın distopya romanı 1984, yayımlanışından yaklaşık 70 yıl sonra yeniden çok satanlar listesinde. İlk baskısı 1949’da yapılan roman, bir süredir Amazon’da çok satan kitapların zirvesine yerleşti. Özellikle ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesiyle birlikte distopya romanına ilginin arttığı belirtiliyor. Orwell romanında kitleleri kontrol etmek için dili çarpıtarak kullanan totaliter bir rejimi anlatıyor. Trump’ın ve danışmanlarının açık “yalan”ları romana ilgiyi artırmış. Özellikle geçtiğimiz hafta sonu Trump’ın danışmanlarından Kellyanne Conway’in “yalan” yerine “alternatif gerçek” ifadesini kullanması 1984‘ü akla getirmişti. Orwell’ın romanındaki kurmaca Gerçek Bakanlığı’nın sloganı bugünlerde birçok insana tanıdık geliyor: “Savaş barıştır. Özgürlük esarettir. Cehalet güçtür.”

19 Maddede Bin Dokuz Yüz Seksen Dört Distopyası

“Pırıl pırıl, soğuk bir Nisan günüydü; saatler on üçü vuruyordu.” diye başlar Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Nasıl bir evrene daldığınızı çok geçmeden farkeder ve garip bir duygunun göğsünüze oturmasıyla adeta nefes almadan okursunuz. Londra’da yaşayan Winston Smith’in vatandaşı olduğu ülkeye duyduğu gizli nefreti, aşık olmasıyla bunun bir isyana dönüşünü konu alan kitap İngilizce’ye pek çok yeni sözcük de kazandırmıştır: Totaliter rejimleri itham etmekte kullanılan Orwellian ve Büyük Birader gibi.

İlk basımı 8 Haziran 1949’da yapılan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört korku ütopyasıdır elbette. Ama George Orwell’in kitabı kaleme alışı insanlığa açık bir uyarıdır. Her insan, yaşadığı toplum ve devlet hakkında çıkarım yapabilir. Yapmalıdır. Birebir olmasa da, benzer bir yönetim için uygun zeminin oluşmayacağına dair bir gösterge hiçbir zaman yoktur.

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört dünyasını anlatan bir listeyle karşınızdayız. Böylesi bir ülkeye hiçbir insanın uyanmaması dileğiyle…

1. Distopya öncesi genel tarih

İsa doğduktan 1984 yıl sonraki dünyada üç süper güç bulunmaktaydı: Okyanusya, Avrasya ve Doğuasya. Böylesine keskin bir bloklaşmaya nasıl evrilindiği tam olarak belirsiz de olsa, 2. Dünya Savaşı’nın bittiği 1945 yılından ’65’e kadar olan zaman diliminde, yani 20 yıl içinde gerçekleştiği söylenebilir. Süreç içinde çıkan nükleer savaşın mahsulü ilk olarak Avrasya kurulur. Onu, ardından Okyanusya izler. Yaklaşık on yıl kadar sonrasında ise Doğuasya kurulacaktır.

2. Okyanusya
George Orwell - 1984Distopyanın bize yansıtıldığı tarihte Okyanusya dev bir ülkedir: Amerika kıtasının tamamı, Avustralya, Yeni Zelanda, İzlanda, Güney Afrika ve Okyanusya’daki adıyla Havaşeridi Bir (Britanya) devletin sürekli elinde tuttuğu topraklardır. Resmi bir başkenti olmamakla birlikte en önemli iki merkez-şehri New York ve Londra’dır.

Resmi ideoloji İngiliz Sosyalizmi’dir ve yönetim üzerinde muhalefetsiz, yani mutlak hakimiyet sahibi parti de adını bu ideolojiden alır (Yenisöylem’deki adıyla İNGSOS).

Tüm dinleri reddeden ama liderine bir ilah gibi davranmaktan geri kalmayan, rejimin sahibi, bütün gücü elinde bulunduran Büyük Birader’dir. Gözü hep üstünüzdedir!

Devletin dili ise Yenisöylem’dir. İçinde ‘yeni’ sözcüğü geçiyor olması sizi yanıltmasın. İnsanı karanlık çağlara götürmek üzere totaliter rejim tarafından sürekli bir biçimde denetlenmekte ve düzenlenmektedir. Bunun dışında Eskisöylem de kullanılmaktadır ve aslında bu günümüz İngilizce’sidir.

Halk; İç ve Dış Parti üyeleri ve proleterler olmak üzere üç sosyal sınıfa ayrılmıştır.

Resmi marşı Okyanusya, sana canımız feda’dır.

3. Büyük Birader’in Gözü Üstünde!
George Orwell - 1984Adeta bir tanrı statüsüne yükseltilmiş; her şeyi gören, bilen, asla ama asla yanılmayan, Devrim’in mimarlarından, devletin ve Parti’nin ölümsüz lideri: Büyük Birader.

Okyanusya sokaklarının her köşesi posterleriyle donatılmıştır, bazı Parti üyelerinin evlerinde bile görmek mümkündür. Sürekli olarak tele-ekran’lardan da kendini gösterir. Öylesine içinize işlemişlerdir ki düşüncelerinizde bile o yüzü; kırk beş yaşlarında, kalın siyah bıyıklı, sert bakışlı, yakışıklı adamın yüzünü görürsünüz. Yapılmak istenen de budur zaten. Düşünmemeniz; düşünememenizdir.

Büyük Birader, İç Parti’nin fiziksel olarak vücut bulmuş halidir. Yaşadığına ve hatta var olduğuna dair bir kanıt yoktur. Ve aslında gerek de yoktur. Yaratılışında Orwell’in Stalin’den ilham aldığı söylenmektedir.

Sonuçta, iyi bir yurttaş olmak o kadar da zor değil. Kafanızdakileri belli etmemek de yeterli olur. Ama dikkat edin. En ufak bir mimiğiniz dahi sizi ele verebilir. Çünkü, unutmayın: BÜYÜK BİRADER’İN GÖZÜ ÜSTÜNÜZDE!

4. İngiliz Sosyalizmi: İNGSOS
George Orwell - 1984Okyanusya’nın totaliter hükümetinin ideolojisi İngiliz Sosyalizmi’dir. Parti’nin çıkış noktasının tam olarak neresi ve nasıl olduğu açık değildir. Çünkü, devlet politikası gereği tüm tarih duruma göre yeniden yazılmaktadır. Geçmişe dair hiçbir belge doğruya işaret etmiyor olabilir (muhtemelen etmiyordur da).

Parti ideolojisinin şekli Oligarşik Kolektivizm’e dayanır. Ne demektir bu? Sosyalizm üzerine kurulu düzenin tüm prensiplerini reddetmeleri ve onu itibarsızlaştırmalarıdır. Ama en önemlisi bunu da sosyalizm adına yaptıklarını savunurlar. Bu bir nevi çiftdüşün yöntemine örnektir.

Evren içindeki tüm bilgiler, bilim ve gerçekler Parti’nin dediği ölçüde vardır. Bunu sıradan halka bu şekilde benimsetirler. Ve halk da buna inanmak zorunda olduğu için değil, bilinçli bir şekilde bilerek inanmalıdır. 2 + 2 = 5 dediklerinde bu beştir. Öyle olmadığını düşünüyorsanız, Düşünce Polisi bir gece kapınızı mutlaka çalacaktır.

İNGSOS içinde dört bakanlık vardır: Gerçek, Barış, Sevgi ve Varlık Bakanlıkları.

5. Gerçek Bakanlığı: Gerbak
George Orwell - 1984Gerçek Bakanlığı’nın -Yenisöylem’deki adıyla: Gerbak- tek bir amacı vardır: Geçmişi yeniden yazmak. Bunun için parti üyelerini çalıştırır. Haliyle tüm ilgi alanları yazılı ve sesli tüm kayıtlar, fotoğraflar, sanat eserlerinden oluşmaktadır.

Devlet propagandasının etkili olabilmesi açısından devletin öngördüğü bilgilerin yanlış çıkması halinde geçmiş gazeteler, filmler, fotoğraflar, yani kısacası akla gelebilecek, Parti’yi hatalı çıkartabilecek her şey yeniden düzenlenir. Eski bilgiler tamamen yok edilerek, yeni ve düzenlenmiş bilgilerin yer aldığı şekilde bırakılır. Böylece öngörülen bilgiler doğru olur. Bu süreç süreklidir, ve her yeni bilgi için tekrarlanır.

Orwell bakanlık binasının betimlemesinde fotoğrafta görülen Londra Üniversitesi, Senato Evi binasından esinlenmiştir.

“Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.”

6. Barış Bakanlığı: Barbak
George Orwell - 1984Barış Bakanlığı’nın görevi savaşmaktır. Devletin sürekliliği ve halkın yaşantılarını sindirmeleri açısından bakanlığın varlığı hayatidir. Bu nedenle Okyanusya, diğer iki devletlerden biriyle mutlaka savaş halindedir. Devamlı savaş hali, halka doğrudan propaganda yapılması için mükemmel bir araçtır. Halka tele-ekranlardan savaşların her zaman için kazanıldığı yönünde haberler geçilir.

Totaliter rejimlerin halkı sindirip, sürekli gücü elinde bulundurmasının yolu, bir veya birden çok düşman yaratıp, toplumu onun üzerinden birleştirmektir.

“Savaş barıştır.”

7. Sevgi Bakanlığı: Sevbak
George Orwell - 1984Tüm bakanlıklar içindeki en korkunç olanıdır. Binasında hiçbir şekilde cam yoktur ve çevresi dikenli teller, çelik kapılar, gizlenmiş makinalı tüfekler ve kara üniformalı kalın coplu kolluk kuvvetleriyle doludur. Bina içinde her yurttaşın en büyük kabusu olan 101 Numaralı Oda bulunmaktadır.

Parti üyelerinin hepsi Sevbak tarafından büyük bir gözaltı sistemine tabi tutulur. Yedi gün, yirmi dört saat yaptıkları her hareket izlenir. Eğer bir ‘şüpheli’ durum oluştuğu tespit edilirse Düşünce Polisi bunun icabına bakar.

8. Varlık Bakanlığı: Varbak
George Orwell - 1984Devletin ekonomiden sorumlu bakanlığıdır. Halka yiyecek, araç-gereç ve mal erişimlerinin sağlanmasında görevlidir. Her zaman için ucuz, sentetik ve iğrenç denecek türde yiyecek ve mal üretimi yaparlar. Böylece insanlar hep yoksul ve aç kalacaktır. Çünkü, yoksul halkı yönetmek, zenginlere kıyasla katbekat kolaydır. Halkın doğrudan üretim yapmasına asla izin verilmez.

9. İç Parti üyeleri
George Orwell - 1984Nüfusun %2’sini oluşturan İç Parti üyeleri devleti yönetir, yasa çıkarır, birlikte önemli kararlara varırlar. Dış Parti üyeleri ve proleterlerden ayrı sokaklarda yaşarlar ve bu bölgelere İç Parti üyesi olmayanlar giremez. Kendilerine tahsis edilmiş araçları vardır. Yine kendilerine, hızlı ulaşım sağlamaları için helikopter bile verilebilir. Güzel evlerde yaşarlar ve hizmetlileri vardır. Kaliteli yiyeceklere sahiptirler.

10. Dış Parti üyeleriGeorge Orwell - 1984Nüfusun %13’lük kısmını oluştururlar. Tam anlamıyla orta sınıf bir memur hayatı yaşarlar ve hiçbir konuda söz söyleme hakları yoktur. Kendilerine doğrudan yöneltilen devlet politikalarını uygulamakla yükümlüdürler. Parti’nin yapmalarına izin verdiği iki kötü alışkanlık vardır: Zafer Sigarası ve Zafer Cini içmek. Bunun dışındaki her şey yasaktır. Evlenmeleri doğru bulunmaz. Eğer bu yapılacaksa, ancak yeni bir yoldaş dünyaya getirmek için olmalıdır. Bu Parti’ye olan görevleridir. İç Parti’nin en sıkı biçimde gözaltında tuttuğu topluluktur. Çünkü, düşünebilmeye en yakın kesim her zaman için orta sınıf halktır.

“Özgürlük köleliktir.”

11. Yakarsa dünyayı garipler yakar: ProleterlerGeorge Orwell - 1984Nüfusun %85’ini oluşturan bir yoksul işçi sınıfıdır. Parti’ye göre halkın en aşağıdaki kesimidir. Parti, proleterleri tam anlamıyla kendi hallerine bırakmıştır. Çünkü, onların isyan edecekleri düşüncesinde değillerdir. O kabiliyete sahip olduklarını düşünmezler. Eğer ki aralarından bazıları sivrilecek gibi olursa da Düşünce Polisi o kişinin icabına bakar. Devletin ideolojisine göre; “proleterler ve hayvanlar özgürdür.” Gerçekten de öyledir. Hiçbir şeyin farkında olmadan büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar. Altmış yaşına geldiklerinde ölürler. Dış Parti üyelerine göreyse çok daha özgür bir yaşam sürdükleri bir gerçektir.

Kitabın kahramanı Winston, tuttuğu günlüğe şunları yazar:

“Bir umut varsa, proleterlerde.”

Bir şekilde onların isyan edeceklerini ve Parti’yi yıkacaklarını düşünmüştür.

12. Yenisöylem’in dünyada söz dağarcığı her yıl biraz daha küçülen tek dil olduğunu biliyor musunuz?George Orwell - 1984Yenisöylem, Parti’nin denetimi altında geri yönde ‘ilerleme’ kaydeden bir dildir. Aslında, İngilizce içindeki ‘gereksiz’ görülen tüm sözcüklerin ayıklanıp atılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bunun için yeni sözlük çalışmaları yapılmakta ve 1984 senesindeki son çalışma 11. Baskı üzerinedir.

Buradaki amaç da çok basittir: Düşünmeyi engellemek. Kelime sayısı azaltıldıkça insanlar, en sonunda, Parti’ye karşı gelebilecekleri bir düşünceyi dahi beyinlerinde oluşturamayacaklardır. Düşüncesuçu tarihe karışmış olacaktır.

Parti’nin istediği mutlak köleliktir. Çünkü, “cahillik güçtür.” Devletin istediği de gücü, sonsuza dek elinde tutmaktır.

13. ÇiftdüşünGeorge Orwell - 1984Çiftdüşün, devlet tarafından tüm yurttaşlara dikte edilen bir Yenisöylem sözcüğüdür. Bunun ötesinde bir tanımlama yapmak gerekirse, “birbiriyle çelişkili iki ifadeyi de anlamak ve kabul etmek” olarak söylenebilir. Beyaz ve siyah kadar farklı iki görüşü de anlamak ve kabul etmek gerekir. Dönemin şartlarına göre devlet size “beyaz, siyahtır.” diyorsa o öyledir, ve bunu hiçbir anlam karmaşası yaşamadan kabul edebilmek gerekir.

Okyanusya’nın neredeyse tüm uygulamaları için uyarlanabilir bir işlemdir çiftdüşün. Bakanlıkların isimlerinin de yaptıkları işler kadar çelişkili oluşu bu duruma örnek verilebilir.

14. Hepimizin bildiği bir Yenisöylem sözcüğü: Düşünce suçu ve Düşünce Polisi
George Orwell - 1984Düşünmenin adına suç dendiğini hangimiz duymadık? Kaçımız dinlemedi haberleri, bir kitap yazdı diye, bir tweet attı diye yargılananları, hapislerde çürüyenleri? Orwell’e zamanında Sovyetler bu kitabı yüzünden ağır eleştirilerde bulundular. Ama Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yapısı itibariyle Sovyetler’in ötesinde bir zaman dilimine hitap ettiğini, günümüzde bile hala ‘klasik’ ünvanını korumasıyla göstermiyor mu?

Elbette düşüncesuçu, Okyanusya’da çok daha ağır sonuçları olan bir ‘suç’tu. Uykusunda konuşanlar bile Düşünce Polisi tarafından yakalanıyordu. Hatta yanlış bir vücut hareketi, bir mimik bile sizin ortadan kaybolmanız için yeterli bir sebep olabilirdi. Mesela, tek başına yürüyüşe çıkan bir Dış Parti üyesi için bu şüphe toplayacak bir hareketti.

“Düşüncesuçu ölümü gerektirmez: Düşüncesuçunun KENDİSİ ölümdür.”

Bu suçu işleyene kadar hiçbir yerde Düşünce Polisi’ni göremezsiniz. Ve tutuklamalar -her zaman- geceleyin yapılır.

15. Yitikkişi ve buharlaştırmaGeorge Orwell - 1984Düşünce Polisi’nin yakaladığı kişi ertesi gün işe gitmediğinde insanlar önce merak ederler ve aralarından birkaç densiz bunun konuşmasını bile yapar. Bir sonraki gün geldiğindeyse artık kimse ondan bahsetmez. Üçüncü günden sonra o, artık ‘tarih’ bile olmamıştır. Çünkü, tarihten dahi silinmiştir. Silinme işleminin adı buharlaştırmadır. O güne kadar içinde bulunduğu ve aklınıza gelebilecek tüm kayıtlardan kişi silinir. Buharlaştırılana Yenisöylem’de yitikkişi denir. Yitikkişilerden bahsedilmesi de bir düşüncesuçudur.

Üstteki fotoğrafta görünen ancak alttakinde silinmiş Sovyet askerinin adı Nikolai Yezhov’dur. Bir dönem büyük değer verilen Yezhov, zamanla gözden düşmüştür ve Stalin onu bir yitikkişi yapmış, tüm kayıtlardan açıkça görüldüğü gibi sildirmiştir. Orwell’in Sovyetlerden esinlendiği açıktır.

16. Okyanusya’da Cinsellik
George Orwell - 1984Açık bir biçimde seks, Parti tarafından ‘hoş karşılanmayan’ bir eylemdir. Parti üyelerinin evlenmeleri ancak üst makamdan bir izinle mümkün olabilir ki bu da evlenecek çiftlerin arasında duygusal bir bağ olmadan yapılması gerekir. Birlikteliğin tek gerekçesi, Parti’ye yeni üye kazandıracak insan üretimi olup; bu, Partiye olan bir görevdir.

Zina yapmanın cezası net bir şekilde ölümdür. Çünkü, ‘sevişme eylemi’ zevk alınmadan yapılmalıdır. İnsanın seks sonrası mutlu ve beyninin daha iyi çalışıyor olması onu düşüncesuçu işlemeye itecektir.

Gençlerin seks karşıtı olmalarını sağlamak adına Seks Karşıtı Gençlik Birliği kurulmuştur. Üye olan kadınlar bir ‘bekaret kemeri’ göstergesi olabilecek kırmızı bir kemer takar.

17. İğrenç Parti malları
George Orwell - 1984Devletin kalitesiz bir biçimde ürettiği bazı mallar vardır ki kitapta bunlardan sıkça bahsedilir: Zafer Sigaraları, Zafer Cini, Zafer Kahvesi gibi. Tatları kötü olsa da elde başka imkan bulunmadığından tüm Dış Parti üyeleri bunları tüketmektedir.

18. Diğer ülkeler: Avrasya, Doğuasya
George Orwell - 1984İNGSOS ideolojisinin bir başka çeşidi olan Neo-Bolşevizm, Avrasya’nın devlet politikasıdır. Sovyetlerin Avrupa’nın geri kalanını kendisine katmasıyla kurulmuş bir devlettir. Ülkenin doğal savunması geniş topraklara sahip oluşudur. Ve Türkiye de Avrasya’nın sınırları içindedir.

Doğuasya’nın uyguladığı politika ise Ölüme Tapınma’dır. Devlet için ölmenin, kendi hayatının önünde tutmanın onurların en büyüğü olduğu düşüncesi insanlara benimsetilmiştir. Diğer iki ülkeye göre daha az toprağa sahip olsa da Doğuasya’nın üstünlüğü popülasyonunun fazla olmasıdır.

Üç ülke dışında bir de Tartışmalı Bölge denen bir alan bulunmaktadır. Bu alan, Afrika’da Tangier, Asya’da Hong Kong, Avustralya’da Darwin ve yine Afrika’da Brazzaville denilen dört nokta arasında oluşan dörtgeni kapsamaktadır. Tartışmalı denmesinin nedeni, bölgenin sürekli üç devlet arasındaki savaşlar içinde el değiştirmesidir. Bölge halkı, hangi devlet işgalindeyse onun için çalışan kölelerdir. Zengin kaynaklar alanı ‘tartışmalı’ yapmaktadır.

Okyanusya, sürekli olarak kurulduğundan beri bu iki devletten biriyle savaş ve diğeriyle barış halindedir. Lakin bu durum değişebilir. Değiştiğindeyse, Okyanusya tarihi de değiştirerek her zaman savaşta ve barışta olduğu devletler hakkındaki kayıtlarla oynar, eski bilgileri yok eder. Bu görev Gerbak’a aittir.

19. Kardeşlik ve Emmanuel Goldstein
George Orwell - 1984Okyanusya’nın bir numaralı devlet düşmanı aslında Devrim’i Büyük Birader’le gerçekleştiren Emmanuel Goldstein adında biridir. Devrim’den kısa bir süre sonra İNGSOS ideolojisini uygulamakta Büyük Birader’den farklı düşüncelere sahip oluşu, onun ‘vatan hainliği’ ile suçlanmasına yol açmıştır. Goldstein fikirlerini temel alan, Parti karşıtı oluşuma Kardeşlik denmektedir. Ancak ne Kardeşlik ne de Goldstein’in gerçek olduğuna dair tam olarak bir kanıt yoktur. Hepsi Parti uydurması birer öğreti olabilir.

Çalıştıkları binalarda tüm Dış Parti üyelerinin katılması zorunlu İki Dakika Nefret adında tele-ekranlardan propaganda yapılır. Genelde Goldstein ve Okyanusya’nın savaşta olduğu devletin gösterimiyle başlayan kısa film, Büyük Birader’in ‘güven verici’ yüzünün ekrana çıkmasıyla sonlanır.

Yorumla